OpenAI Sessizce Robot Eğitimi Gerçekleştiriyor: Yapay Zekadan Fiziksel Dünyaya Büyük Adım

Paylaş:
OpenAI Sessizce Robot Eğitimi Gerçekleştiriyor: Yapay Zekadan Fiziksel Dünyaya Büyük Adım

Yapay zekanın sınırlarını zorlayan OpenAI, dijital dünyadaki hakimiyetini fiziksel dünyaya taşıma yolunda sessiz ama devasa adımlar atıyor. ChatGPT ile dil modelleri alanında devrim yapan şirket, şimdi ise gözünü robotik dünyasına dikmiş durumda. Business Insider tarafından ortaya çıkarılan detaylar, OpenAI’ın San Francisco’da kurduğu gizli bir laboratuvarda robot eğitimleri için hummalı bir çalışma yürüttüğünü gösteriyor. Bu çalışma, sadece bir yatırım projesi değil, yapay zekanın "beden bulma" sürecinin en kritik evrelerinden biri olarak nitelendiriliyor.

Sessiz Sedasız Büyüyen Bir Dev: San Francisco Robotik Laboratuvarı

Haberlerde yer alan bilgilere göre, OpenAI Şubat 2025’te San Francisco’da kurduğu robotik laboratuvarını kısa sürede dört kat büyüterek 7/24 esasına göre faaliyet gösteren bir merkeze dönüştürdü. Yaklaşık 100 veri toplayıcı ve en az on iki kıdemli robotik mühendisinin görev yaptığı bu tesis, şirketin gelecekteki "fiziksel yapay zeka" vizyonunun kalbi konumunda.

Laboratuvarın bu kadar hızlı büyümesi, OpenAI’ın robotik alanındaki acelesini de gözler önüne seriyor. Şirket, dijital zekayı (beyni) mükemmelleştirdikten sonra, bu zekanın fiziksel dünyadaki nesnelerle nasıl etkileşime gireceğini çözmek istiyor. Ancak bu süreçte rakiplerinden farklı bir yol haritası izliyor. OpenAI yönetimi, "fiziksel zeka" (physical intelligence) kavramını sadece bir robotun bir nesneyi tutması olarak değil, o nesnenin fiziksel özelliklerini (ağırlık, doku, sürtünme) bir insan gibi sezmesi olarak tanımlıyor.

GELLO: İnsan Elini Robota Aktaran Teknoloji

OpenAI’ın eğitim stratejisinin merkezinde, karmaşık ve pahalı sistemler yerine verimliliği ve ölçeklenebilirliği ön plana çıkaran araçlar yer alıyor. Robotik kolların eğitimi için 3D yazıcılarla üretilmiş ve "GELLO" adı verilen bir kontrol cihazı kullanılıyor.

GELLO, ismini "Gernot" ve "Hello" kelimelerinin birleşiminden alıyor gibi görünse de aslında Berkeley Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen açık kaynaklı bir tasarım. Bu cihaz, bir insan operatörün el ve kol hareketlerini anlık olarak dijital verilere dönüştürüyor ve bu verileri robotik kollara aktarıyor. Operatörler, uzaktan kumanda ile robot kollarını kullanarak ekmeği tost makinesine yerleştiriyor, çamaşır katlıyor veya karmaşık montaj işlemlerini gerçekleştiriyor.

Bu süreçte kritik olan nokta ise robotun sadece bir görevi yapması değil, o görevi yaparken oluşan devasa veri yığınının OpenAI sunucularına akması. Her bir hareket, her bir milimetrelik sapma ve her bir tepki süresi, yapay zeka modelinin "dünya modelini" (world model) besliyor. İnsan operatörlerin yaptığı hatalar bile bu sistem için değerli birer veri parçası haline geliyor; zira robotun neyi yapmaması gerektiğini öğrenmesi, neyi yapması gerektiğini öğrenmesi kadar önemli.

Uzmanlara göre robotikteki asıl zorluk artık algoritmalar veya donanım maliyetleri değil; kaliteli ve geniş ölçekli veri setlerine erişim. OpenAI, dil modellerini eğitirken internetteki tüm metinleri kullandı; şimdi ise benzer bir "veri ölçeklendirme" (data scaling) mantığını robotik hareketler için uyguluyor. Bu veri toplama süreci, "Teleoperation" (uzaktan kumanda) yöntemiyle yapıldığı için, dünyanın herhangi bir yerindeki deneyimli bir operatörün bilgisayar başında bir robotu eğitmesine olanak tanıyor.

Düşük Maliyetli Robotik Kollar: Neden İnsansı Değil?

Laboratuvarda çalışanların en çok dikkat çektiği detaylardan biri, odağın tam insansı robotlardan (humanoids) ziyade düşük maliyetli robotik kollara kaymış olması. Her ne kadar laboratuvarın bir köşesinde pek çok kişinin "iRobot benzeri" olarak tanımladığı, ancak çoğunlukla atıl durumda bekleyen bir insansı robot sergileniyor olsa da, gerçek iş yükü kollar üzerinde dönüyor.

Bunun birkaç stratejik nedeni var:

1. Ölçeklenebilirlik: Robotik kollar çok daha ucuz ve üretimi kolaydır. Binlerce kolu aynı anda eğitmek, binlerce insansı robotu yürütmekten daha az maliyetlidir. 2. Veri Kalitesi: El ve göz koordinasyonu, bir robotun dünyayı anlaması için en zorlu beceridir. OpenAI, önce "ellere" odaklanarak en zorlu bariyeri aşmayı hedefliyor. Bir robotun yürümesi (lokomosyon) çözülmüş bir problem kabul edilirken, bir gömleği düğmelemek hala "robotik Everest" olarak görülüyor. 3. Endüstriyel Potansiyel: Çamaşır katlayan veya mutfakta yardımcı olan bir robotik kol, ticari olarak çok daha hızlı hayata geçirilebilir.

Strateji Değişikliği: Takviyeli Öğrenmeden Veri Odaklı Eğitime

OpenAI’ın robotik geçmişine baktığımızda ilginç bir döngü görüyoruz. Şirket 2020 yılında ilk robotik projesini sona erdirdiğinde, o dönemki yaklaşım olan "takviyeli öğrenme" (reinforcement learning) yönteminin çok yavaş ve verimsiz olduğu sonucuna varmıştı. Robotun milyonlarca kez hata yaparak bir küpü döndürmeyi öğrenmesi, milyarlarca dolarlık yatırım gerektiriyordu.

Şimdi ise OpenAI, ChatGPT’yi başarılı kılan formülü robotiğe uyguluyor: Büyük Veri (Big Data). İnsan hareketlerini taklit ederek öğrenen modeller (Imitation Learning), deneme yanılma yöntemine göre çok daha hızlı sonuç veriyor. OpenAI, ChatGPT’nin devasa bilgi tabanını kullanarak bir robota dünyayı nasıl yorumlayacağını ve fiziksel yasalarla nasıl etkileşim kuracağını "kodlamak" yerine "öğretmeyi" planlıyor.

Bu noktada "Foundation Models for Robotics" (Robotik için Temel Modeller) kavramı devreye giriyor. OpenAI'ın amacı, tıpkı GPT-4 gibi her dili konuşabilen genel bir model üretmek; ancak bu seferki model metin üretmek yerine her türlü robotik gövdeyi (kol, bacak, tekerlek) kontrol edebilen evrensel bir "hareket motoru" olacak.

Robot-as-a-Service (RaaS) ve Geleceğin İş Modeli

OpenAI'ın Richmond'daki ikinci laboratuvarı ve mevcut tesisindeki büyüme hızı, şirketin sadece kendi robotlarını üretmek istemediğini, aynı zamanda bir "robotik işletim sistemi" kurmayı hedeflediğini düşündürüyor. Gelecekte, donanım üreticileri (Samsung, Tesla, Xiaomi gibi) robotlarını üretebilir; ancak bu robotların "beyni" OpenAI tarafından lisanslanan bir model olabilir.

Bu, Robot-as-a-Service (Hizmet Olarak Robot) modelinin kapılarını aralıyor. Bir şirket, fabrikasındaki robotları eğitmek için OpenAI'ın devasa veri kütüphanesine erişim satın alabilir. Bu kütüphane, milyonlarca saatlik insan hareket verisiyle eğitildiği için, robotun kutu paketlemeyi öğrenmesi saniyeler sürecektir.

Yatırımlar ve Ortaklıklar: Figure'den Physical Intelligence'a

OpenAI sadece kendi laboratuvarında çalışmıyor; aynı zamanda sektördeki diğer oyuncuları da destekleyerek bir ekosistem kuruyor. Geçtiğimiz dönemde Figure, 1X ve Physical Intelligence gibi önde gelen robotik şirketlerine büyük yatırımlar yaptı.

Ancak bu yolculuk her zaman pürüzsüz ilerlemiyor. Figure ile 2024 yılında imzalanan ve insansı robotlar için yeni nesil yapay zeka modelleri geliştirmeyi amaçlayan ortaklık, Figure CEO’su Brett Adcock’un Şubat 2025’te yaptığı açıklamayla son buldu. Figure'ün bu anlaşmadan çekilmesi, OpenAI'ın kendi iç kapasitesini artırma kararını daha da hızlandırmış olabilir. Richmond, Kaliforniya’da inşa edilmesi planlanan ikinci robotik laboratuvarı, bu kararlılığın en somut kanıtı.

ChatGPT Bilgi Tabanı: Robotun Beyni Hazır

OpenAI’ın asıl gizli silahı, bir robotun sadece "nasıl tutacağını" değil, "neyi neden tutacağını" da bilmesi. Bugün bir robota "Bana bir fincan kahve yap" dediğinizde, robotun önce kahve yapma sürecini (su ısıtma, kahve öğütme, fincan seçimi) anlaması, ardından bu parçaları fiziksel hareketlere dökmesi gerekir.

OpenAI, ChatGPT’nin sahip olduğu kavramsal dünyayı (dünya modeli), GELLO gibi cihazlar üzerinden toplanan fiziksel verilerle birleştiriyor. Bu, robotların sadece bir makine değil, çevrelerini anlayan ve duruma göre aksiyon alabilen akıllı varlıklar olmasını sağlayacak.

Gelecek Fizikselleşiyor

OpenAI’ın sessizce yürüttüğü bu çalışmalar, yapay zekanın sadece ekranlarımızın içinde kalmayacağını, çok yakında fiziksel hayatımızın bir parçası olacağını gösteriyor. Tost makinesine ekmek koymaktan çamaşır katlamaya kadar basit görünen her hareket, aslında geleceğin otonom ev yardımcılarının ve robotik işçilerinin temel yapı taşlarını oluşturuyor.

2026 yılı yapay zekanın "düşünme" yılıysa, 2027 ve sonrası kesinlikle yapay zekanın "hareket etme" yılları olacak. OpenAI, San Francisco’daki laboratuvarında sessizliği korusa da, toplanan her bir veri parçası bizi o geleceğe biraz daha yaklaştırıyor.

Makale Bilgileri

Yazar: İsmail Hakkı EREN
İlgili Yazılar