Anthropic, ABD Savunma Bakanlığı'nın Yapay Zekâ Teklifini Reddetti

Anthropic, ABD Savunma Bakanlığı'nın Yapay Zekâ Teklifini Reddetti
Yapay zekânın yalnızca bir teknolojik mesele olmadığını, aynı zamanda derin etik, hukuki ve jeopolitik boyutları olan karmaşık bir güç dinamiği olduğunu gösteren çarpıcı bir gelişme, Şubat 2026'nın en çok tartışılan haberlerinden biri haline geldi. Güvenli ve faydalı yapay zekâ geliştirme misyonunu kurumsal kimliğinin merkezine yerleştiren Anthropic, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) bir politika değişikliği talebini açıkça ve kararlılıkla reddetti.
1. Konu Ne: Talebin Özü
Pentagon'un Anthropic'e yönelttiği talep, şirketin özenle çizdiği kullanım politikalarında (usage policies) belirli muafiyetlerin tanınmasına ilişkindi. Özellikle iki kritik alan için kısıtlamaların gevşetilmesi isteniyordu:
1. Tam Otonom Silah Sistemleri: Claude modellerinin, insan müdahalesi olmaksızın hedef seçme ve saldırı kararı verebilen otonom silah platformlarına entegre edilmesi. 2. Kitlesel Gözetim Altyapıları: Claude'un büyük ölçekli nüfus izleme, bireylerin profillendirilmesi veya kitlesel veri gözetimi operasyonlarında kullanılması.
Bu iki kullanım senaryosu, Anthropic'in mevcut "Acceptable Use Policy" çerçevesinin açıkça yasakladığı kategorilerde yer alıyor.
2. Anthropic'in Yanıtı
Şirket, bu politika güncellemesi taleplerini kabul etmeyeceğini net bir şekilde açıkladı. Anthropic sözcüleri ve liderlik kadrosu, söz konusu kısıtlamaların yalnızca birer kurallar listesi olmadığını; sorumlu AI geliştirme anlayışının temel direkleri olduğunu vurguladı. Şirketin pozisyonu özetle şu: Ticari fırsatlar ne denli büyük olursa olsun, insanlığa potansiyel zarar verebilecek sistemlerin inşasına katkıda bulunmak Anthropic'in varlık amacıyla bağdaşmıyor.
Bu tavrın ardında, şirketin kurucu felsefeye olan derin bağlılığı yatıyor. Anthropic'i kuran ekibin büyük bölümü, OpenAI'dan ayrılarak "daha güvenli, daha etik AI" tezini merkeze alan bir kurumsal kimlik inşa etti. Pentagon talebini kabul etmek, bu temelin üzerine kurulan güvenilirliği yerle bir etmek anlamına gelirdi.
3. Savunma Sanayi ile Yapay Zekâ Şirketleri Arasındaki Gerilim
Anthropic'in bu reddi, daha geniş bir sarkaç hareketinin en dikkat çekici tezahürü. 2020'lerin başından bu yana büyük teknoloji ve AI şirketleri, savunma sözleşmelerine yaklaşımlarını tartışmak durumunda kaldı. Google, 2018'de kendi AI ürünlerini askeri drone projelerine (Project Maven) bağlayan bir sözleşmeyi çalışan protestoları üzerine iptal etmek zorunda kalmıştı. Microsoft ise Azure'un JEDI savunma sözleşmesi kapsamında askeri sistemlere güçlü destek vermeye devam ederken farklı bir tutum sergilemiş oldu.
AI dünyasındaki şirketlerin hepsinin aynı çizgide olmadığı açık. Palantir ve Shield AI gibi savunma odaklı firmalar bilinçli olarak bu boşluğu doldurmaya çalışırken, Anthropic, OpenAI ve DeepMind gibi "AI güvenliği" odaklı şirketler daha temkinli ve sınırları iyi çizilmiş bir tutum benimsiyor.
4. Hukuki ve Etik Çerçeve
International Humanitarian Law (IHL), yani uluslararası insancıl hukuk, otonom silah sistemlerinin meşruiyeti konusunda hâlâ netlik kazanmamış önemli sorular barındırıyor. Bir AI'ın insan müdahalesi olmaksızın kimi hedef alacağına karar vermesi durumunda ortaya çıkan sorumluluk boşluğu, hem hukukçular hem de etik araştırmacılar arasında yoğun tartışmaların konusu. Anthropic'in bu belirsiz zeminde adım atmayı reddetmesi, söz konusu hukuki ve etik netlik sağlanana kadar bekçilik yapma sorumluluğunu üstlendiğinin sinyali.
5. Ticari Sonuçlar ve Kurumsal İtibar
Pentagon gibi ABD'nin en büyük ve en zengin kurumsal müşterilerinden birinin taleplerini reddetmek, çok ciddi bir ticari riski göze almak anlamına geliyor. Ancak öte yanda, bu karar Anthropic'in marka değerini sorumlu AI alanında olağanüstü güçlendiriyor. Pek çok kurumsal müşteri, özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında faaliyet gösterenler, bu netlik ve tutarlılığı bir tercih nedeni olarak görüyor.
6. Emsal Etkisi
Anthropic'in tavrı, yapay zekâ endüstrisi genelinde önemli bir emsal yaratıyor. Diğer AI şirketleri de benzer baskılarla karşılaştıklarında nasıl bir tutum sergileyeceklerini yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyabilir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, otonom silah sistemlerinde AI kullanımına yönelik küresel bir düzenleyici çerçevenin hâlâ yokluğu, bu tartışmanın önümüzdeki yıllarda da gündemin merkezinde kalacağına işaret ediyor.



