2026 yılının 4 Haziranında, New York Eyaleti Nassau County Yüksek Mahkemesi, Assini v. Hayward davasında, yapay zeka (AI) ile oluşturulan belgelerin ve komutların dava hazırlık materyali olarak korunabileceğine dair önemli bir karar aldı. Mahkeme, davanın taraflarından biri olan John Recchio'nun AI sağlayıcısına yönelik olarak sunulan üçüncü taraf celplerini iptal etti. Bu karar, yapay zeka teknolojisinin hukuk alanındaki etkisini ve mahkemelerin bu yeni teknolojilere nasıl yaklaşması gerektiğini sorgulayan bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Dava Süreci ve Mahkeme Kararı
Dava sürecinde, davacılar, Recchio'nun AI hesaplarıyla ilgili belgeleri talep eden bir üçüncü taraf celbi sundular. Bu celp, Recchio'nun dava hazırlığı için kullandığı tüm komutları, yüklenen materyalleri ve bunlara karşılık gelen çıktıları kapsıyordu. Davacılar, bu belgelerin davanın seyrini etkileyebileceğini ve dolayısıyla keşif sürecinde önemli olduğunu savundular. Ancak Recchio, bu belgelerin dava hazırlık materyali olarak korunması gerektiğini belirterek celbin iptalini talep etti.
Mahkeme, Recchio'nun talebini kabul ederek, celbi iptal etti. Mahkeme, New York'un keşif düzenlemelerinin, tüm materyallerin tam olarak açıklanmasını gerektirdiğini, ancak mahkemelerin gerektiğinde üçüncü taraf celplerini iptal etme yetkisine sahip olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, mahkeme, talep eden tarafın, keşif yönteminin ilgili kanıtların açıklanmasına yol açacağını göstermesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, mahkeme, ayrıcalığın dar bir şekilde yorumlandığını ve bu ayrıcalığı iddia eden tarafın, her bir unsurun kanıtını sunma yükümlülüğünde olduğunu ifade etti.
Yapay Zeka ve Hukuk
Yapay zeka, son yıllarda birçok sektörde devrim yaratırken, hukuk alanında da önemli bir rol oynamaya başladı. AI, dava hazırlığı, belge incelemesi ve hatta müvekkil iletişimi gibi birçok alanda avukatların iş yükünü hafifletiyor. Ancak, AI'nın bu süreçlerde nasıl kullanılacağı ve elde edilen verilerin nasıl korunacağı konusunda hala birçok belirsizlik bulunuyor. Mahkeme, bu kararıyla, AI ile üretilen belgelerin, klasik dava hazırlık materyalleri gibi korunabileceğini ortaya koydu.
Mahkeme, Morgan v. V2X, Inc. davasını örnek göstererek, pro se (kendi kendine temsil eden) davacıların AI kullanarak dava hazırlığı yapmalarının, stratejik bir çalışma ürünü olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Bu durum, AI'nın hukuk alanındaki kullanımının, yalnızca teknik bir araç olmanın ötesine geçtiğini ve aynı zamanda hukuki stratejilerin oluşturulmasında da önemli bir rol oynadığını gösteriyor.
Endüstri Üzerindeki Etkiler
Bu karar, hukuk endüstrisinde geniş yankılar uyandırdı. Avukatlar ve hukuk firmaları, AI'nın sunduğu avantajları kullanarak daha verimli çalışabilirken, aynı zamanda bu teknolojinin getirdiği yeni zorluklarla da yüzleşmek zorunda kalacaklar. Özellikle, AI ile üretilen belgelerin korunması, avukatların müvekkil bilgilerini koruma yükümlülüklerini daha da karmaşık hale getirebilir.
Ayrıca, mahkemenin bu kararı, diğer eyaletlerdeki mahkemelerin de benzer davalarda nasıl bir yol izleyeceği konusunda bir örnek teşkil edebilir. Bu durum, AI'nın hukuk alanındaki rolünü ve mahkemelerin bu yeni teknolojilere nasıl yaklaşması gerektiğini yeniden şekillendirebilir.
Gelecek Beklentileri
Gelecekte, AI'nın hukuk alanındaki etkisinin daha da artması bekleniyor. Mahkemeler, AI ile üretilen belgelerin korunması konusunda daha fazla içtihat oluşturacak ve bu durum, avukatların AI kullanımıyla ilgili stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olacaktır. Ayrıca, AI'nın hukuk alanındaki kullanımıyla ilgili yeni düzenlemelerin ve yasaların geliştirilmesi de kaçınılmaz görünüyor.
Sonuç olarak, New York mahkemesinin bu kararı, yapay zeka teknolojisinin hukuk alanındaki rolünü ve gizlilik haklarını yeniden şekillendiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Avukatlar, müvekkil bilgilerini koruma yükümlülüklerini yerine getirirken, aynı zamanda AI'nın sunduğu avantajlardan da yararlanmak zorunda kalacaklar. Bu durum, hukuk endüstrisinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.


